Translate

28 Ağustos 2015 Cuma

Atatürk Arboretumu

   İstanbul'un içinde size gerçekten nefes aldığınızı hissettiren bir yer Atatürk Arboretumu. 

  Yalova'daki Karaca Arboretumu'na gitmiştim evvelce. Orayı da çok beğenmiştim ama orası tabii daha küçüktü.

  Atatürk Arboretumu'nu sanırım ilk kez bir gezi blogunda görmüştüm ve bu yıl bana da gitmek nasip oldu. İlk oldu ama kesinlikle son olmayacak çünkü gerçekten huzur buldum ve çok sevdim: Bunda hafta içi gitmemin ve kalabalık olmamasının etkisi de oldukça büyük. 


  Bu sevimli kaplumbağayı yürüyüş yaparken gördüm. Arboretumun içinde üç tane gölet var. Onların içinde de bir sürü kaplumbağa , ördek ve elbette balık yüzüyor ama tabii ben bu kaplumbağayı daha çok sevdim çünkü o da benim gibi "Sürüden ayrılanı kurt kapar." atasözünü kulak ardı etmiş, tek başınalığını ilan etmişti :)) Giderseniz mutlaka göletlerin çevresinden uzaklaşıp ağaçların arasında yürüyüşe çıkmalısınız. Böylece kendinizle baş başa olmanın tadını çıkarabilirsiniz. Bu arada kendinizle baş başa olmanız için ille de yalnız olmanıza gerek yok. Ben kuzenimle gittim mesela. Bu huzurlu anları sizi tanıyan biriyle paylaşmak çok güzel.

  Bu da bendenizin ördeklerle temas kurma girişimi :)) Pek başarılı olamasam da umut vaad ediyorum sanırım. 

  Bu yazımda ağaçlara ve manzaraya yer vermedim çünkü bir sonbahar âşığı olarak sonbaharda tekrar gitmeyi düşünüyorum. O zaman manzarayı da paylaşırım sizinle. Gidince benim yaptığım gibi çimenlere de uzanabilirsiniz. Hatta ayakkabılarınızı çıkarıp vücudunuzdaki fazla elektriği toprağa havale edebilirsiniz. İnsan inanılmaz rahatlıyor. Demedi demeyin :))




Gelelim gezi ipuçlarına: Arboretuma gitmek için Yenikapı-Hacıosman Metrosuna binip son durakta iniyorsunuz. 42HM numaralı otobüse binip Kemerburgaz Yolu adlı durakta inip ışıklardan yukarı yürüyorsunuz. Taksim'den direkt 42T ile de gelebilirsiniz. yine aynı durakta iniyorsunuz. 

Giriş ücretli öğrenci 2 TL, tam 5 TL. Hafta sonu sanırım biraz daha pahalı ama ne kadar bilmiyorum. Profesyonel çekimlerden ve düğün çekimlerinden ayrı ücret alınıyor. Tripod da profesyonele giriyor.

İçeriye yiyecek sokmak yasak, çantalar kapıdaki görevli tarafından kontrol ediliyor. Ben o amcayı da çok sevdim bu arada. Çok sevimli güler yüzlü bir insandı. Kuzenim domatesine göz koyduğunu söyleyince "Al kızım." dedi. Kuzenim almadı ama birkaç kez teklifini yineledi. Çok samimiydi.

İçeride çeşme var. Suyunuzu buradan doldurabilirsiniz. Bu detayı okuduğum hiçbir yazıda görmemiştim. Hatta biri ekşiye yanınıza 3 şişe su alın yazmıştı :)) Boş şişe alsanız bile olur aslında :))

Not: Fotoğraflar elbette bana ait :))

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ses ver ki orada olduğunu bileyim :))